Statements

Anayasamız için, sevgi için

PI Konseyi Üyesi Harsh Mander adil ve çoğulcu politikaları savunmak için Hindistan’ı ayaklanmaya çağırıyor.
1955'ten bu yana yürürlükte olan Vatandaşlık Yasası, Hindistan Parlamentosunda 11 Aralık 2019'da yapılan bir oylamayla değiştirildi. Yeni yasaya göre, Pakistan, Bangladeş ve Afganistan'dan yasadışı yollarla ülkeye giren Müslümanlar dışındaki diğer dini kimliklere sahip göçmenlere, vatandaşlık için birtakım kolaylıklar sağlanıyor.
1955'ten bu yana yürürlükte olan Vatandaşlık Yasası, Hindistan Parlamentosunda 11 Aralık 2019'da yapılan bir oylamayla değiştirildi. Yeni yasaya göre, Pakistan, Bangladeş ve Afganistan'dan yasadışı yollarla ülkeye giren Müslümanlar dışındaki diğer dini kimliklere sahip göçmenlere, vatandaşlık için birtakım kolaylıklar sağlanıyor.

Hindistan'da değiştirilen vatandaşlık yasasıyla, vatandaşlık hakkı ilk defa dini temellere oturtuluyor. Bu değişiklik, birçok kişi tarafından Hindistan'ın laik demokratik anayasasına indirilmiş ağır bir darbe olarak görülürken; çeşitlilik ve çoğulculuğun çok eskiye dayalı tarihi mirasının da zedelendiğini belirtiyor. Buna tepki olarak, ülke çapında, barışçıl birçok protesto gösterisi yapıldı.

15 Aralık gecesi, Delhi'deki Jamia Millia İslamia Üniversitesi kampüs yakınlarında meydana gelen birkaç kundaklanma olayından sonra polis, üniversiteyi basarak, kütüphanede ders çalışanlar da dahil olmak üzere öğrencilere çok büyük bir şiddetle saldırdı ve birçok öğrenciyi de gözaltına aldı. Olaydan sonra, vatandaşlar öğrencilerin tutulduğu karakolların önünde polisin tutumunu protesto edince, hükümet geri adım atarak, bir çoğu yaralı, gözaltındaki öğrencileri bırakmak zorunda kaldı. Polisin bu acımasız saldırıları öğrencileri daha da öfkelendirdi ve ertesi gün daha büyük bir kitleyle protestolarını devam ettirdiler.

Toplanan öğrencilere hitap edilenler arasında, barış ve insan hakları savunucusu, yazar Harsh Mander da vardı. Mander'in konuşmasını yaptığı tarihten 5 ay sonra, Delhi polisi, bir istihbarat görevlisinin yapılan bu konuşmadan dolayı vahşice katledildiğini; Harsh Mander'in Barış "cephesini" kullanarak nefreti körüklediğini ve bunun da aylar sonra bir cinayete sebep olduğunu iddia ediyordu! Oysa Mander'in konuşmasının Türkçe tercümesi aynen şöyleydi:

Bir sloganla başlamak istiyorum konuşmama: Bu kavga kimin için, bu kimin kavgası? Bu mücadele öncelikle ülkemiz için, sonra Anayasamız, sonra da sevgi içindir. Bu hükümet, sadece bu ülkedeki Müslüman kardeşlerimize karşı değil, aynı zamanda bu ülkenin hayal etme biçimlerine karşı da bir mücadele ve meydan okuma yarışına girdi.

Özgürlük mücadelesi sırasında, bir Hindistan hayali vardı. İngilizler ayrıldıktan sonra nasıl bir ülke istediğimizin hayali. Bu hayalimiz, inancımız; Bhagwaan'ya veya Allaha ya da herhangi başka bir tanrıya inanmamızın öneminden çok, bir ulus yaratma hayalimiz ve inancımızdı. Zengin veya fakir, kadın ya da erkek olmanın farklılıkları değil, her şekilde ve tartışmasız bir şekilde bu ülkenin eşit birer vatandaşı olacaktık. Bu ülkedeki herkes eşit haklara sahip olacaktı.

Bugün, bu ülkenin Müslümanlarından, bu ülkeye olan bağlılıklarını ve sevgilerini kanıtlamaları isteniyor. Ne yazık ki, bu, özgürlük mücadelesine hiç katılmamış ve hiçbir fedakarlıkta bulunmamış kişiler tarafından daha çok dile getiriliyor!

Müslüman olan erkek ve kız kardeşlerim ve burada bulunan tüm çocuklarım. Sizler Hintli olmayı seçtiniz. Geri kalanımız, başka seçeneği olmadığı için, şans eseri Hintli olanlardır. 1947'de Hindistan bölündüğünde, Hindistan ve Pakistan arasında bir seçim yapma durumu söz konusuydu olduğunda, atalarınız bu ülkeyi seçtiler. Bugün hükümette olanlar, Cinnah'ın haklı olduğunu ve Mahatma Gandhi'nin yanıldığını kanıtlamaya çalışıyorlar. Partilerinin adı Baharatiya Janata Partisi'nden, Baharatiya Cinnah Parisi'ne değiştirilmelidir. Bay Cinnah Hindistan'ın bir değil, iki ülke olduğunu söylemişti: Müslüman Pakistan ve Hindu Hindistan. Diyoruz ki; Bu ülke tek bir ülkedir, Hindistan. Bu ülkenin vatandaşları da, bu ülkeyi seçen, bu ülkede yaşayanlardır. Hindular, Müslümanlar, Sihler, Hıristiyanlar, Budistler, Ateistler, Adivasis, Dalitler; zenginler, fakirler, kadın, erkek herkes, bu ülkenin eşit haklara sahip vatandaşlarıdır.

Size bu soruları soranlar ve haklarınızı elinizden almak isteyenler, bugün bu ülkenin dört bir yanından yükselen bir insan seli ile karşılaştı. Bu ülkenin Anayasasını ve Anayasasının ruhunu korumak için ayaklanan bir karşı duruş. Yani bir sevgi ve kardeşlik barikatı.

Onu korumak için sokaklara çıktık ve burada kalacağız.

Bu mücadele mecliste kazanılamaz. Çünkü kendilerini laik ilan eden siyasi partilerimiz, bu mücadeleyi üstlenecek ahlaki güce sahip değiller.

Bu mücadele Yüksek Mahkemede de kazanılmaz. Çünkü NRC, Ayodhya ve Keşmir sorunlarında da gördüğümüz gibi Yüksek Mahkeme hümanizmi, eşitliği ve laik duruşu koruyamamıştır. Kesinlikle Yüksek Mahkemeye ulaşacağız. Ne de olsa o bizim Yüksek Mahkememiz. Ancak bilinmelidir ki, nihai karar ne Parlamento ne de Yüksek Mahkeme tarafından verilecektir. Burada temel soru şudur: ülkenin geleceği ne olacak? sizler, gençler olarak, çocuklarınıza nasıl bir ülke bırakmak istiyorsunuz? Bunun kararı nerede verilecek? Bir yandan karar sokaklarda alınacak. Onun için hepimiz sokaklardayız. Ancak bu kararın alınabileceği, sokaklardan daha büyük bir alan daha var. Bu mücadelenin çözüm bulacağı alanın adı, kalplerimiz. Kalbim ve senin kalbin.

Eğer bize nefretle karşılık vermek istiyorlarsa ve biz de aynı şekilde nefretle karşılık verirsek, bu nefreti daha da derinleştirir. Eğer ülkede karanlığı yayan biri varsa ve sizinle savaşmak için daha da fazla karanlık yayacağız dersek, o zaman tabii ki karanlık derinleşir. Karanlık varsa, ancak bir lamba yakılarak karşılık verilebilir. Bu büyük fırtınada bile lambalarımızı yakacağız. Karanlığı ancak böyle yenebiliriz. İşte bu yüzden onların nefretine tek bir cevabımız var ve bu cevap da sevgidir.

Şiddeti dayatacaklar, bizi şiddete teşvik edecekler ama biz asla şiddetin bir parçası olmayacağız. Lütfen sizi şiddete teşvik etme hilelerinin bu olduğunu anlayın. Eğer şiddetle karşılık verirsek, %2 şiddet yaratacağız onlar da %100 şiddetle karşılık verecekler.

Gandhi'den şiddet ve adaletsizliğin neler yapabileceğini öğrendik.

Adaletsizliğe karşı barışçı (Ahimsa) mücadele vermektir. Eğer biri seni şiddete ve nefrete kışkırtıyorsa, o zaman senin dostun değildir.

Şimdi bir slogan atacağım: Anayasa! Kalabalığın yanıtı: ZİNDABAD (Yaşasın).

Harsh Mander Barış ve insan hakları savunucusu ve yazar.

Help us build the Wire

The Wire is the only planetary network of progressive publications and grassroots perspectives.

In just four months, the Wire has amplified over 40 articles from leading progressive publications around the world, translating each into at least six languages — bringing the struggles of the indigenous peoples of the Amazon, Palestinians in Gaza, feminists in Senegal, and more to a global audience.

With over 150 translators and a growing editorial team, we rely on our contributors to keep spreading these stories from grassroots struggles and to be a wire service for the world's progressive forces.

Help us build this mission. Donate to the Wire.

Support
Available in
EnglishSpanishFrenchPortuguese (Brazil)Portuguese (Portugal)GermanRussianTurkishArabic
Author
Harsh Mander
Translator
Mehmet Taş
Date
08.07.2020

More in Statements

Statements

Jakema & Davis: Debt & Gender in Sierra Leone

Receive the Progressive International briefing
Privacy PolicyManage Cookies
Site and identity: Common Knowledge & Robbie Blundell