Politics

İlhak: Tam olarak ne oldu?

Her geçen gün ilhak tehdidi ve bunun işgal altında yaşayan Filistinliler için sonuçları daha da belirsiz hale geliyor.
Dünyanın çeşitli yerlerinden yükselen karşıt protestolara rağmen, İsrail başbakanı Benjamin Netanyahu’dan beklenen resmi ilhak açıklaması gerçekleşmedi. Birçok kişi şimdi şu soruyu soruyor: Peki şimdi ne olacak?
Dünyanın çeşitli yerlerinden yükselen karşıt protestolara rağmen, İsrail başbakanı Benjamin Netanyahu’dan beklenen resmi ilhak açıklaması gerçekleşmedi. Birçok kişi şimdi şu soruyu soruyor: Peki şimdi ne olacak?

Analistler ilhakın gecikmesi ile ilgili birkaç sebebe işaret ediyor. Bunlardan birkaçı; uluslararası baskılar, İsrail içindeki politik anlaşmazlıklar ve mevcut pandemi durumu olarak sıralanabilir.

Resmi olarak ilhakın duyurulup duyurulmamasından bağımsız olarak İsrail’in Batı Şeria’daki işgali devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde çıkan onlarca rapor işgal altındaki bölgede İsrail’in ihlallerindeki artışa işaret ediyor.

Gece yarısı gözaltı baskınları, toprak müsadereleri, göçmenlerin yerlilere saldırıları devam ederken, İsrailli göçmenlerin yeni ileri karakollar kurma çabaları da rapor edildi.

Her geçen gün ilhak tehdidi ve bunun işgal altında yaşayan Filistinliler için sonuçları daha da belirsiz hale geliyor. Peki tam olarak ne oldu ve ne olacak? Sorularınızın bazılarını burada yanıtlayacağız.

1 Temmuz’da ne oldu?

Aylardır İsrail başbakanı Benjamin Netanyahu, Batı Şeria’ya ve Ürdün Vadisi’ne yüzlerce yerleşim yeri kurulması ve Batı Şeria’nın belli başlı kısımlarının ilhakı için 1 Temmuz’u işaret ediyordu.

Ancak tarih yaklaştıkça Netanyahu söylemini değiştirerek daha küçük çaplı bir işgalden ve Ma’ale Adumim, Gush Etzion ve Ariel temelli üç yerleşim yeriyle başlayacağından bahsetmeye başladı.

1 Temmuz’a günler kala Netanyahu’nun koalisyon ortağı Benny Gantz de, Netanyahu’nun anlatımının altını oyarak, ilhak konusundaki söylemini yumuşattı.

Gantz, tek taraflı ilhaka muhalefetini ortaya koymanın yanı sıra, 1 Temmuz’un ilhak için “kutsal bir tarih” olmadığını ve önceliğin mevcut Covid-19 krizinin çözümüne verilmesi gerektiğini söyledi.

Filistinli siyasi analist ve dönemin PLO başkanı Mahmoud Abbas’ın eski danışmanı Diana Buttu, konu hakkında Mondoweiss’e şu şekilde konuştu söyledi: “Katılıyorum, 1 Temmuz taşlara kazınmış kutsal bir tarih değildir”

“Herkesin bu tarihe odaklanmasının sebebi, İsrail’in bu tarihte Knesset’e (İsrail parlamentosu) ilhak ile ilgili kanunn tekliflerini getirmeye başlayabilecek olmasıydı. Taşlara kazınmış bir tarihten çok, işlemlere başlayabilecekleri bir tarihti.”

Netanyahu hükümetinin iç anlaşmazlıklarının ve Netanyahu’nun kendisinin de ilhak konusunda belli bir planının olmamasının dışında; Buttu, gecikmenin İsrail’in ilhakı durdurması için artan uluslararası baskılardan dolayı olabileceğini belirtiyor.

Buttu, “İlk defa İsrail’in davranışlarına yoğunlaşıldı. Tek bir ağızdan kınamalar duyuyoruz. İlk defa insanlar Ürdün Vadisi’ndeki ve ilhaka konu olan diğer bölgelerdeki Filistinlilerin hayatlarının nasıl olduğuyla ilgileniyor. Uluslararası baskılar bu açıdan yardımcı oluyor.” şeklinde konuştu.

İlhak gerçekleşecek mi?

Netanyahu’nun 1 Temmuz’da resmi bir açıklama yapmamış olması, artan uluslararası baskılar ve Filistin Yönetimi’nin kendisini feshetme tehditleri gibi gelişmeler birçok insanı ilhakın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği hakkında sorular sormaya itti.

Eleştirmenlere göre ilhakın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği değil, ne zaman gerçekleşeceği bir soru işareti.

Filistin asıllı amerikalı bilgin ve aktivist Noura Erakat NowThis News’e yaptığı açıklama da “İlhak, Başkan Trump’ın yeşil ışığını değerlendirmek isteyen İsrail hükümetinin önceliği olmuş durumda.” şeklinde konuştu.

Trump’ın görevi belki de Kasım ayında son bulacak. Analistler Netanyahu’nun en azından kısmi bir ilhakı Kasım’daki ABD seçimlerinden önce gerçekleştirmeye mecbur olduğundan bahsediyor.

Buttu, Trump Demokratlar’ın adayı Joe Biden’a karşı kaybetse bile, ilhakın başarısızlığa uğrayacağını tahmin etmediğini söyledi.

Buttu, Mondoweiss’e “Bence Netanyahu ‘yıldızların siyasi hizalanmasına’ bakarken iki konuyu düşünüyor. Birincisi, yaklaşan ABD seçimlerinde Trump kaybetse bile, Biden ilhak konusunda bence geri adım atmayacak. Özellikle söz konusu olan, örneğin, sadece yerleşimleri kapsayan, ‘küçük çaplı’ bir ilhaksa. Bunun dışında, Almanya BM güvenlik konseyinin başı konumuna gelmişken, Almanya’nın İsrail’i ilhak sebebiyle kınaması yahut yaptırım uygulaması ihtimali oldukça zayıf ve Netanyahu bunun farkında.”

İlhakın kapsamı ve şekli nasıl olacak?

Birçok Filistinliye göre, resmi ilhak 1 Temmuz’da gerçekleşmemiş olsa da, sistematik ayrım ve bilfiil ilhak zaten Batı Şeria’da on yıllardır devam ediyor.

Erakat NowThis’e “Şu anda olan şey ABD’nin on yıllardır devam eden tahrip edici Ortadoğu politikalarının bir sonucu. Trump ve Netanyahu ilhakı resmi hale getirmeyi planlıyorlar. Ancak gerçekte bu toprak hırsızlığı fiiliyatta zaten gerçekleşti.”

Erakat ABD’nin yıllardır İsrail’in istikrarlı bir şekilde uluslararası hukuku çiğnemesine rağmen İsrail’e sağladığı diplomatik, askeri ve mali desteği sertçe eleştiriyor. Erakat, sürekli ihlallere rağmen devam eden desteğin İsrail’in “sömürgeci-yerleşimci teşebbüslerinin genişlemesini ve emniyete alınmasını” sağladığını söylüyor.

1967’den beri, İsrail zaten tek taraflı olarak Doğu Kudüs’ü ve Golan Tepeleri’ni ilhak etmiş durumda. Bu uluslararası hukuka göre bir savaş suçu. Bunun dışında Batı Şeria’nın işgali ve Gazze kuşatması da devam ediyor.

Bunun bir sonucu olarak, bu bölgelerde yaşayan Filistinlilerin günlük yaşamları on yıllardır İsrail politikalarına maruz kaldı. Ev inşaa etmek, toprağını işlemek, bölgeler arası seyahat yapmak gibi temel konular sadece İsrail izniyle gerçekleşebiliyor.

İsrail yönetimine tabi olmanın dışında, milyonlarca Filistinli hayatlarını kontrol eden sisteme dahil olmalarını sağlayacak vatandaşlık veya oy kullanma gibi temel sivil haklara dahi sahip değiller.

Buttu, bilfiil ilhak durumunun varolmasının, resmi ilhakla birlikte hiçbir şeyin değişmeyeceği anlamına gelmeyeceği konusunda uyarılarda bulundu.

“İlhakın sahadaki gerçekliği değiştireceğini düşünüyor muyum? Evet.” diyen Buttu, “İlhakın ne şekilde gerçekleşeceği ve neye benzeyeceğini tam olarak bilmiyoruz. Ayrımcılığı resmileştirecek ve buna karşı tepkiler de oluşacak” diye ekledi.

İlhakın doğurabileceği ve Buttu’yu korkutan sonuçlardan biri, Oslo öncesi politikalara dönülüp, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te yaşayan Filistinlilerin oturum haklarının geri alınması.

Buttu, “Bu son derece korkutucu ve olası. Buna ek olarak bence İsrail yerleşimcilerin önünü açacak. Ordu da onları kontrol etmek adına hiçbir şey yapmayacak. Topraklara müsadereleri artacak ve yerleşimler orman yangını gibi yayılacak. Resmi ilhakın getireceği değişiklik tam olarak bu” şeklinde konuştu.

Bu süreçte ne olacak?

Dünya ilhak konusunun açıklığa kavuşmasını beklerken, İsrail Batı Şeria’daki işgal politikasını sürdürüyor. Birçok Filistinli 1 Temmuz’dan beri durumun şimdiden daha da kötüye gittiğiyle ilgili endişelerini dile getiriyor.

“İlhak günü”nün sabahında İsrail ordusu, Filistin Yönetimi’nin bilfiil siyasi başkenti olan Ramallah kentine baskın düzenleyip ikisi kadın olmak üzere üç Filistinli genci gözaltına aldı.

Cuma günü, onlarca Filistinli ilhak karşıtı gösterilerde yaralandı. Bir grup Gazzeli balıkçı kıyı açıklığında balık tutarken gözaltına alındı ve İsrail ordusu Filistinlilerin evlerini ve tarım alanlarını yıkmaya devam etti.

1 Temmuz’dan beri yerel medya ve aktivistler yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemlerini arttırdığını ve Filistinlilerin topraklarına el koyarak yeni ileri karakollar kurma girişimlerinde bulunduklarını bildiriyor.

Sadece geçtiğimiz iki gün içerisinde Beytüllahim, El Halil ve Nablus bölgelerinde benzer olaylar bildirildi.

İlhak gündemi Batı Şeria’daki işgal durumuna uluslararası ilgi toplarken, birçok Filistinli, İsrail’in ilhakı durdurması durumunda uluslararası kamuoyunun yanlış bir zafer duygusuna kapılıp, bilfiil işgal durumunu görmezden gelen eski günlere dönmesinden endişeleniyor.

Buttu Mondoweiss’e “Tam olarak bundan endişeleniyorum. Henüz uluslararası kamuoyunun kendi sırtını sıvazladığına tanık olmadık ancak bunun sebebi Netanyahu’dan ilhaktan vazgeçtiğine dair resmi bir açıklama gelmemiş olması” şeklinde konuştu.

“Hazır ilhak konusuna dikkatler çekilmişken bu fırsatı kaçırmamalıyız. İsrail’in gerek sinsice gerek bilfiil uyguladığı ilhakın insanlar tarafından görülmesini sağlamak gerekiyor. Bazı diplomatlar bu terimlerden bile habersiz. Bu yüzden bu konunun altını çizmeye devam etmek gerekiyor.”

Filistinli aktivistler ve liderler mevcut durumu sadece ilhaka karşı uyarmak için değil, aynı zamanda ortaya barışla ilgili yeni görüşler ve fikirler koyabilmek için değerlendiriyor. Her geçen gün daha fazla kişinin iki devletli bir çözüm ihtimalinin olamayacağını kabul etmesi bu çabaların sebeplerinden biri.

Yıllar süren politik iç çekişmelerden sonra, Hamas ve Fetih gibi Filistinli muhalif gruplar Perşembe günü birleşti ve ilhaka karşı birlikte mücadele etmeye ant içti.

Bu sırada, tek devletli bir çözümün geleceği hakkındaki konuşmalar, Filistin hükümetinin üst kesimlerinde dahi popülerlik kazanıyor.

Yumna Patel Mondoweiss’in Filistin muhabiridir.

Fotoğraf: Mr. Kate, Wikimedia.

Help us build the Wire

The Wire is the only planetary network of progressive publications and grassroots perspectives.

In just four months, the Wire has amplified over 40 articles from leading progressive publications around the world, translating each into at least six languages — bringing the struggles of the indigenous peoples of the Amazon, Palestinians in Gaza, feminists in Senegal, and more to a global audience.

With over 150 translators and a growing editorial team, we rely on our contributors to keep spreading these stories from grassroots struggles and to be a wire service for the world's progressive forces.

Help us build this mission. Donate to the Wire.

Support
Available in
EnglishGermanFrenchPortuguese (Brazil)Portuguese (Portugal)SpanishArabicTurkish
Author
Yumna Patel
Translator
Boran Şahindal
Date
10.07.2020

More in Politics

Politics

Getachew et al: A Movement-Driven Feminist Foreign Policy

Receive the Progressive International briefing
Privacy PolicyManage Cookies
Site and identity: Common Knowledge & Robbie Blundell