“Sömürgeler üzerindeki çatışmalar modern dünyadaki savaşların başlıca kaynağını oluşturuyor.”
1940 yazında, Avrupa'da savaş tüm şiddetiyle sürerken, Amerikan yarım küresinin dışişleri bakanları Amerika Kıtasının Savunması konulu Pan-Amerikan Konferansı için Havana'da bir araya geldi. ABD liderliğindeki konferansın amacı; bölgedeki toprakların Mihver Güçleri tarafından ele geçirilmesi durumunda yürürlüğe girecek bir karşılıklı savunma anlaşmasına son şeklini vermekti. Durum aciliyet taşıyordu. Başlangıçta ekim ayı için planlanan konferans; Fransa’nın Nazilere yenik düşmesi ve Nazilerin Panama Kanalı’nı hedef alabileceğinden korkulması üzerine, ABD Dışişleri Bakanı Cordell Hull tarafından temmuz ayına çekildi.
Bir hafta süren tartışmaların, müzakerelerin ardından ve ABD'nin baskısı ile “Amerika Uluslarının Savunmasına Yönelik Karşılıklı Yardım ve İş Birliği Bildirgesi” kabul edildi. Monroe Doktrini’nin 1823’ten beri süregelen söylemini fiilen bağlayıcı bir ilkeye dönüştüren bildirge, Amerika kıtası ülkelerinden birine yapılan saldırının tümüne yapılmış sayılacağını ilan ediyor ve tarafları karşılıklı savunma ilkesine bağlıyordu. Bu karar, Amerika kıtasındaki herhangi bir toprağın bölge dışından bir güce devredilmesini yasaklayan bir “devir yasağı” ilkesi ortaya koydu. Ayrıca, Avrupa sömürgelerinin geçici bir “Pan-Amerikan vesayeti” aracılığıyla ortaklaşa yönetilmesini taahhüt ederek ABD’nin bölgedeki hegemonyasını pekiştirdi ve 1823 Monroe Doktrini'nin söylemini fiilen yasal bir zemine oturttu.
Plana ve konferansa muhalefet vardı. Arjantin, Mihver Güçleri’nin tepkisini çekmekten çekindiği için toplantıya katılmayı başlangıçta reddetti. Fransa ve Almanya’daki gazeteler konferansı ABD emperyalizminin önünü açmakla suçlarken, Meksika’daki sendikalar ve radikal işçi örgütleri de aynı gerekçeyle hükümetlerinin bu sürece dahil olmasını protesto etti.
Diğer taraftan, Karayipli aktivistler ve örgüt temsilcileri gerek Amerika kıtası üzerindeki ABD egemenliği iddialarına gerekse Karayipler’in vesayet yoluyla yönetilmesine yönelik herhangi bir plana karşı çıktı. Batı Hint Adaları Ulusal Acil Durum Komitesi (West Indies National Emergency Committee – WINEC) adlı bir örgüt, Havana Konferansı’na “Karayip Halklarının Kendi Kaderini Tayin ve Öz Yönetim Hakları Bildirgesi” başlıklı bir protesto belgesi sundu. Aralarında Jamaikalı sosyalist W.A. Domingo ve Barbadoslu radikal Richard B. Moore’un da bulunduğu New York merkezli WINEC, Karayip bölgesindeki sömürgelerin artık bağımsızlıklarını kazanmalarının, ulusal egemenliklerini ilan etmelerinin; Avrupa’nın sömürgeci prangalarından ve ABD’nin yeni sömürgeci zincirlerinden kopmalarının zamanının geldiğini savunuyordu. Sömürgeci güçler arasındaki savaşların nihayetinde sömürgeler yüzünden çıktığını anladılar; dolayısıyla sömürgeler için barışın yolu, kendi kaderini tayin etmekten ve öz yönetimden geçiyordu.
Bugün “Karayip Halklarının Kendi Kaderini Tayin Etme ve Öz Yönetim Hakları Bildirgesi”ni okumak, yirminci yüzyılın başlarındaki Karayipli milliyetçi ve anti-emperyalistleri harekete geçiren radikal enerjiyi yeniden hatırlatıyor. Fakat bu metin, aynı zamanda günümüz Karayipleri'ndeki egemenliğin içler acısı durumunu da hatırlatmaktadır: ABD, Monroe Doktrini’ne korkunç ve yeni bir soluk getirirken; sözde bağımsız Karayip devletleri bir yandan ABD’nin emperyalist emellerine boyun eğerken diğer yandan yurttaşları Karayip Denizi’nde ABD tarafından katledilirken hiçbir şey yapmamakta; Porto Riko ve Virgin Adaları sömürge olarak kalmayı sürdürürken Haiti, ABD’nin ölümcül bir yeni sömürgeci cenderesi altında ezilmekte ve Küba’nın egemenliği, giderek daralan soykırım niteliğindeki yaptırımların boğucu kıskacı altında ezilmektedir.
WINEC'in “Karayip Halklarının Kendi Kaderini Tayin Etme ve Öz Yönetim Hakları Bildirgesi”ni aşağıda yeniden yayınlıyoruz.
Karayip Halklarının Kendi Kaderini Tayin ve Öz Yönetim Hakları Bildirgesi
Batı Hint Adaları Ulusal Acil Durum Komitesi
Her halkın tarihinde; varoluş koşullarını gözden geçirmesinin, hayati çıkarlarını korumak ile “yaşam, özgürlük ve mutluluğa erişme” yönündeki devredilemez haklarını kullanabilmek için gerekli gördüğü adımları atmasının kaçınılmaz hale geldiği bir an gelir.
Avrupa’da tüm şiddetiyle süren savaş; Batı Hint Adaları ve her iki Amerika kıtasının halkları için temel siyasi ve ekonomik düzenlemelerin gerekçelerini ön plana çıkarmıştır. Bu vahim durum, Batı Yarım Küre’nin demokratik ve barışsever uluslarını; karşılıklı savunma, barış ve refahları için olası çeşitli ortak tedbirleri ciddiyetle değerlendirmek zorunda bırakmıştır.
Yeni Dünya’da stratejik olarak konumlanmış ve ekonomik açıdan önemli Avrupa sömürgelerinin varlığı, Pan-Amerikan uluslarının güvenliği için bir saldırı zemini ve tehdidi oluşturmaktadır ve her zaman da oluşturacaktır.
Uzun yıllardır Amerika kıtasının sorumluluk sahibi devlet adamları, bu yarım kürenin Eski Dünya’nın rekabet ve savaşlarından muaf tutulması gerektiği doktrinini savunagelmiştir. Amerika kıtasının bir parçası olan Karayip bölgesi sakinlerinin hayati çıkarları, bu temel ilkenin pratikte kurulmasına ve fiilen sürdürülmesine ayrılmaz bir biçimde bağlıdır.
Bu bölgelerdeki halkların Amerikan olmayan güçler tarafından siyasi olarak denetlenmesi artık tüm Amerikan uluslarının güvenliği ve emniyeti için bir tehlike olarak kabul edilmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nde bu duygulara hitap eden ve söz konusu Karayip bölgelerinin satışını, devrini, zorla el konulmasını ya da bunlar üzerinde bir vesayet veya manda yönetimi kurulmasını savunan fikirler gelişmektedir. Ancak bu türden herhangi bir tehdit, en iyi şekilde, yalnızca Batı Hint halklarının kesin olarak kendi kaderini tayin hakkı temelinde Pan-Amerikan uluslar ailesine entegre edilmesiyle bertaraf edilebilir. Yalnızca bu şekilde hakiki “İyi Komşuluk” ilişkileri için sağlam bir temel oluşturmak mümkün olacaktır.
Egemenlik değişikliğine yönelik bu tekliflerin vahim niteliğini ve ciddi sonuçlarını tam anlamıyla idrak eden WINEC bu durumdan en doğrudan etkilenen halkların davasını ve haklı gerekçelerini Pan-Amerikan uluslarına ve tüm dünyaya sunmayı kendine mutlak bir görev sayar.
Komite, Amerika kıtasını savaşın dışında tutmaya yönelik dürüstçe sergilenen her türlü çabayla özdeşleşmekte ve bunları gönülden desteklemektedir. Sömürgeler üzerindeki çatışmaların modern dünyadaki savaşların başlıca kaynağını oluşturduğunun farkındadır ve bunu beyan eder. Bu nedenle, söz konusu büyük savaş tehlikesini Batı Yarımküre’den bertaraf etmek için Batı Hint Adaları halkının kendi kaderini tayin ve öz yönetim haklarının güvence altına alınması şarttır. Komite, Karayip bölgesindeki halkların derin hissiyatını ve iradesini yansıtarak; devredilemez insani ve demokratik kendi kaderini tayin hakkı kullanılmaksızın, söz konusu halklar üzerinde gerçekleşecek her türlü satılmaya, devredilmeye, manda veya vesayet yönetimine ya da egemenlik değişimine kesin ve geri dönülmez biçimde karşı olduğunu beyan eder.
Komite, insani özlemlerini ve siyasi çıkarlarını dile getirdiği Batı Hint Adaları ve komşu Karayip bölgeleri halkları adına, Britanya’nın, Fransa’nın, Hollanda’nın veya herhangi bir başka gücün, bu halkların kendi kaderlerini belirlemede söz sahibi olma yönündeki tartışılmaz haklarını herhangi bir şekilde kısıtlayacak ya da onlara bu hakkı tanımayacak her türlü girişimini kati bir dille protesto eder. Komite, siyasi statülerinde yapılacak her türlü değişiklikte, bu halkların iradesinin gerçek demokratik ilke ve süreçlere uygun biçimde eksiksiz olarak tespit edilmesi gerektiğini önemle vurgular.
Davalarının temel haklılığının tamamen bilincinde olan ve Pan-Amerikan halklarının demokratik hassasiyetlerine güvenen Batı Hint Adaları ve ilgili komşu Karayipler bölgesi halkları hiçbir kısıtlama olmaksızın kendi kaderini tayin haklarını açıkça beyan etmektedir. Bu hakkın kendilerine tanınmasının reddine her türlü meşru araçla karşı çıkılacaktır. Doğrudan ve en hayati biçimde etkilenen halkların rızası olmaksızın bu topraklarda egemenlik değişikliğine gidilmesine ya da kara, deniz veya hava üsleri kurulmasına yönelik her türlü girişim ve bu hakkı reddetme çabası; sürece dahil olan her gücün emperyalist emel ve tasarımlarının çürütülemez kanıtını teşkil edecektir.
Dahası, bu temel demokratik kendi kaderini tayin hakkının kısıtlanması veya reddedilmesi, Pan-Amerikan uluslarınca bunca zamandır ilan edilen demokrasi ilkelerinin aleni ve ağır bir ihlalinden başka bir şey değildir. Böylesi bir reddiyenin, tüm Pan-Amerikan ulusal bağımsızlığının ve ortak savunma düzeninin zeminini oluşturması ve onu yaşatması gereken demokratik yapıyı zayıflatacağı, sarsacağı ve yok edeceği de kendiliğinden açıktır.
Ayrıca, Karayip halklarının ulusal özlemlerini tanımayı ve bunlara saygı duymayı reddetmenin; mevcut krizde Amerikan ve Latin Amerika halklarının sempatisi talep edilirken öne sürülen demokrasi ilkelerinin ve küçük ulusların haklarının apaçık bir inkarı ve kesin bir yadsıması olacağı tartışmasızdır. Dünyanın gidişatındaki bu ciddi kriz, zaten bölge halkları tarafından gündeme getirilmiş olan kendi kaderini tayin ve öz yönetim hakları temel meselesini yalnızca daha keskin bir biçimde öne çıkarmaktadır.
WINEC, Yeni Dünya’daki sömürge bölgelerinde egemenlik değişimlerinin an meselesi olduğunu kabul eder ve haklı davasını savunduğu halkların özerk ulusal varlık hakkına ilişkin gerekçelerini sunar. Komite, Yeni Dünya’daki her ulusun sömürge statüsünden evrilerek bugünkü bağımsız ulus konumuna eriştiği gerçeğine dikkat çekmekte; bu tarihsel durumun, her Pan-Amerikan ulusunun Batı Hint Adaları ve Karayip halklarının öz yönetim özlemine haklı olarak sempatiyle bakmasını sağlaması gerektiğini beyan etmektedir.
Komite, bu bölgelerdeki halkın, modern demokratik usullere uygun olarak devlet yönetme kapasitesini kanıtladığı o tarihsel evrim aşamasına çok önceden ulaştığı gerçeğinin altını çizmektedir. Batı Hint Adalılar, hükümetin yasama, yürütme ve yargı olmak üzere her alanında öyle bir düzeyde yer almaktadır ki, yalnızca birkaç görev, mevcut emperyalist bağlar yüzünden hala Avrupalılarca yürütülmektedir.
Komite ayrıca, bu bölgelerdeki halkların ulusal kimliğin tüm vasıflarını taşıdığına; öz yönetim uğruna mücadele eden güçlü hareketlerin uzunca bir süredir var olduğuna ve artık tam anlamıyla hayata geçirilme aşamasına ulaştığına dikkat çekmektedir. Bunun kanıtı, buradaki beyanda atıfta bulunulan çeşitli durumlarda ve temsillerde ortaya konmuştur.
Avrupa'da yakın zamanda yaşanan ve dünyayı sarsan askeri olaylar ile bunların Batı Hint Adaları halkları için yarattığı kritik durum, bu halkların kendi kaderini tayin ve öz yönetim yönündeki ısrarlı talebini daha da güçlendirmiştir. 27 Mayıs 1940’ta o ülkenin basınında bildirildiği üzere Jamaika Yasama Konseyi’nin seçilmiş üyeleri tarafından yapılan ve aşağıda alıntılanan beyanat; satış, devir, manda veya egemenlik değişikliği gibi bu kritik meselede Karayip halklarının hakim hissiyatının tipik bir örneğidir: “Böyle bir değişiklik ihtimalini kapsayacak koşullar ortaya çıkacak olursa, bu adanın halkı kendi kimliğini belirleme hakkını talep edecek ve herhangi bir yabancı devlete bir mal/eşya parçası gibi devredilmeyecektir.”
Öz yönetimin bu şekilde hayata geçmesi, uzun zamandır tüm Pan-Amerikan uluslarının kaçınılmaz olarak ilerlemesi gereken hedef olarak kabul edilmiştir. Amerika Birleşik Devletleri Kongresi’ne 6 Aralık 1869'da sunduğu mesajda Başkan Ulysses S. Grant, Batı Yarım Küre'deki Avrupa sömürgelerinin geleceği hakkında konuşurken şunu beyan etmiştir: “Bu bağımlı topraklar artık bir Avrupa gücünden diğerine devredilebilir olarak görülmemektedir. Sömürgelerin mevcut ilişkileri sona erdiğinde, onlar gelecek koşulların ve diğer Güçlerle ilişkilerin belirlenmesinde seçme hakkını ve öz denetim hakkını kullanan bağımsız Güçler haline geleceklerdir.”
Eylül 1939’da Panama’da düzenlenen son Amerikalılararası Konferans’ta (Inter-American Conference), Meksika Dışişleri Bakanı Eduardo Hay aşağıda alıntılanan beyanatı sunmuştur.
“Savaş nedeniyle, Amerikalı olmayan devletlerin kontrolündeki bazı Amerika bölgeleri, bu ülkelerin makamlarına bağımlı olmaktan çıkabilir.
Egemenlikte herhangi bir değişikliğin gerçekleşmek üzere olduğu anlaşılırsa, söz konusu bölgenin kendi siyasi kaderini özgürce belirlemesine yardımcı olmak amacıyla bir danışma toplantısı düzenlenmelidir.
Amerikalı olmayan ulusların tebaası olan Amerikalıları sadece birer ticari mal olarak görmek haksızlık olur.
Onlara kendi siyasi kaderlerine karar verme fırsatı verilmelidir.”
Mayıs 1939'da Washington’da düzenlenen Amerikan Bilim Kongresi’nde tüm Pan-Amerikan uluslarının resmi delegeleri tarafından kabul edilen bir karar; Amerikan cumhuriyetlerinin tamamının “her ulusun kendi kaderini tayin etme hakkı ilkelerine bağlı olduğunu” ciddiyetle ve resmen onaylamıştır.
Kendi kaderini tayin, öz yönetim ve Batı Yarım Küre halklarının demokratik hassasiyetlerine dair bu yüce amacın izinde; WINEC, demokratik kurumlara düşman tüm unsurların kökünün kazınmasına yönelik her samimi çabayı tüm kalbiyle desteklemektedir. Batı Yarım Küre’de demokrasiyi savunmak, korumak ve yaygınlaştırmak ile dünya genelinde demokratik ilkeleri ayakta tutmak için gerekli olan her eylemde, tüm Amerika uluslarıyla en üst düzeyde iş birliği yapacağını resmen ve kararlılıkla taahhüt eder.
Komite; tüm Amerika kıtasındaki ve hatta tüm dünyadaki demokrasiyi savunan herkese ve her gerçek özgürlük tutkununa, Batı Hint Adaları ve komşu Karayip bölgeleri halklarının kendi kaderini tayin ve öz yönetim konusundaki haklı taleplerini ve adil davalarını destekleme çağrısında bulunur.”
Batı Hint Adaları Ulusal Acil Durum Komitesi
JAMAİKA: W.A. Domingo, Dr. F. Theodore Reid, J. Norman Clunie, Stanley Bethune, Av. Eustace V. Dench, R. Samuel True, Rahip E. Ethelred Brown, Başpiskopos Wm. Ernest.
TRİNİDAD: Dr. C.A. Petioni, Cyril Philip, Diş Hekimi Arnold Donawa, Dr. Lionel Francis, Charles E. Skinner, Rahip Theophilus Alcantara.
BARBADOS: Richard B. Moore, Reginald Pierrepint, Av. Fitzgerald Phillips, Av. Horace I. Gordon.
RÜZGAR ALTI ADALARI (WINDWARD ISLANDS): Diş Hekimi Vernon H. DuBois, Cuthbert E. Langage, Thomas Jones.
BRİTANYA GUYANI: Arthur E. King, Charles Osborne, Dr. P. M. H. Savory.
ABD VİRJİN ADALARI: Emile G. Thomas.
BRİTANYA HONDURASI: Arthur S. Taylor, Frederick Burgess.
RÜZGAR ÜSTÜ ADALARI (LEEWARD ISLANDS): Trystam E. Chalwill, Reginald H. Clyne.
MARTİNİK: Dr. Joseph Desebson.
Başkanlığını Hope R. Stevens'ın, başkan yardımcılığını Bayan Ivy Bailey Essien'in ve sekreterliğini H.P. Osborne'un üstlendiği bildirilir.
